2 Kasım 2014 Pazar



  •          O en kötü günde ben de kararıyordum artık... Sesini işittiklerim, dokunamadıklarım ve ayaklarımı üzerine koyamadığım toprak gibi. Artık ne zırhım ne de gövdem beni taşıyordu, ne de kuşun gölgesi ile birlikte içinde süzüldüğüm şu hava. 




  •             Bugün eve dönüşümün 3. günü, kaybettiğim ve hatırlamakta zorlandığım her şey buraya sıkışmış sanki. Derin bir nefes alıp kapalı gözler ile tüm noktalara ulaşabiliyorum. O kadar ki, kardeşimin yokluğu bile hissedilmiyor bazen.  Yine de tüm bu gerçekliğin içine gömülmek zırhımı biraz daha ağırlaştırıyor. Çocuk olduğumuz günlerde üzerinde resimler çizdiğimiz masa, tavan arasındaki oyuklar ve aklımdaki oyunlar… hepsi yerli yerinde. Ama kardeşim Zelune'yi hatırladıkça ağrım biraz daha çoğalıyor, biraz daha ağırlaşıyor ve gömülüyorum. Böyle anlardan sonra kaçmanın ve saatlerce yürümenin, göğsümdeki ağrıyı ve zırhımdaki yoğunluğu hafiflettiğini biliyorum ama beni buraya bağlayan şey tüm haraketimi engelliyor. Yine de kendime acıyıp, gölgelerin altında kalmamak için sabırla ve erdemle bacaklarımı haraket ettiriyorum. Beni özgürleştiren onların benden vazgeçiyor olması… buna rağmen ben haraket ediyorum. Tepkisiz ve nefessiz bana bakan sandalyeye benzememek için dahada zorluyorum kendimi dahada arzu ve tutku ile yürümek istiyorum. Hızlandığımda onlarda güçleniyor, dirileşiyor ve sandalye konuşmaya başlıyor sanki. Onu gerçek kılan tüm anılar ile birlikte. Odanın içinde kardeşim ile koşuşturduğumuz günler biraz daha çoğalıyor, hiç bitmeyen oyunları hatırlıyorum, biraz daha yakınımda. Son bir hamle yapıp buradan uzaklaşmadan önce, sandalyeye oturuyorum, son kez soluyup tüm derimi yırtarak koşmak için. Yine hatırlıyorum o uğultuyu, tüm dostlarımızla oturduğumuz karanlık geceyi, ışığın dönüşüne kadar yanan mumları. Açılan kapı ile tüm soğuk derime işliyor, oradan zihnime. Bomboş ve yalnız bir düzlüğe. Kollarımda ve omuzlarımdaki parçalanma hissi yakıyor. Soğuduğumu biliyorum. Bunlara karşılık ne bir güce ne de bir görünüşe sahibim. Düzlük dahada genişliyor sanki, rüzgar yeri kaldırıyor ve haraket etmesini sağlıyor, işte o anda bunu sevmeye başlıyorum. Boşluğun ve rüzgarın hareketi beni kendine bağlıyor. Bir başka güce itaat ederken bir başkası daha parçalıyor beni, onlar için ufalarak çoğalıyorum. Sonunu umursamadığım bir an’ oluyor artık…

  •            Yoksunluğumdan kurtulur kurtulmaz, Zelune geliyor aklıma, binlerceyim ve binlerce kez onu düşünüyorum ve binlerce kez ağıt.  Acı çektiriyor varlık bana gerçekten, sıkıyor beni. İnsan geride bıraktıklarını düşünmeden edemez. Zihnimde ve gönlümde onu her kaybettiğimi düşündüğümde dahada çoğalarak büyüyor. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Geçerken yanından sersem ve esintili,  Hatırladığın son şey neydi ? Yerin 7 kat altına inerken, susadığın ve kaybettiğin.