4 Mayıs 2013 Cumartesi

pradu

  •      Henüz küçük bir çocuk olan Pradu'yu, serin bir yaz akşamı en sevdiği çayırda koşuştururken gördüm, bir sağa, bir sola, bir ileri, bir geri,  koşuyordu Pradu. Bir süre sonra, kısa ve aralıklı koşuları onun kendi dansına dönüşmüştü. Tam olarak o sırada aklından neler geçtiğini bilmiyordum ama sadece koşuyor, duruyor ve yine koşuyordu... Neredeyse 2 ay önce ailesinin tüm fertlerini kaybetti, bu tavrını onun acısına mı, yalnızlığına mı yoksa çocuk haline mi vermeliydim bilmiyordum ama bildiğim bir şey var ise tüm ailesi yok olurken, o yine bu çayırlarda koşuşturuyordu.
  •  Beraber  yeşil ormanda yürür, içerideki güzelliklere bakardık, saatlerce top koşturur, bulduğu garip böcekleri defterine çizmesine yardım ederdim. Yani,  yine de biraz olsun onu tanırdım, babasını, annesini ve kız kardeşini. Yine bir gün o çayırlarda koşarken, yanına doğru gittim, ağladığını gözlerine bakınca anlayabiliyordum, benim sevgili kardeşim Pradu. Çimlerin üzerine oturup konuşmaya başladık. '' Hala buradasın Pradu, hep burada kalmayı tercih ediyorsun. Her zaman ki kayboluşlarından sonra seni burada bulmama şaşmamak gerek '' dedim ve gülümsedim. Aniden cümleme karşılık hiç beklemediğim bir cümle kurdu heyecanlı ve istekliydi, konuşmak istiyordu; '' abi '' dedi ve devam etti. '' Görünmez ve affedilebilir olmak isterdim, koşmak yürümek ve sadece koşmak ve yine yürümek. Belki bir duvara çarpana kadar ama bu çayırlarda hiç duvar yok, dümdüz ve yemyeşil. Duvarın nerede olduğunu  biliyorum abi, gayet iyi biliyorum. Tüm bulutların arkasında ve ben neredeyse oraya yaklaştım. '' dedi, sustu. Önüne baktı ve sustu. Ona bulutların arkadasın bir duvar olduğunu söyleyemezdim,  o bir çocuktu, ölümlerin bile onu yavaşlatmadığını gördüm. Belki de benim göremediğim bir çok şeyi görüyordu, bulutların arkasındakine olan inancıda bu yüzdendi, belki de. Belki de söylediğinin aksine, durmak ve yavaşlamak istiyordu. Bu genç yaşına rağmen yürümemek ve koşmamak, o duvara olabildiğince hızlı çarpıp sarsılmak istiyordu. O an ona en iyi cümlelerimi kurmak istedim.  Elimi omzuna koyup konuşmaya başladım.'' Sevgili kardeşim Pradu, tüm umut kaybolduğunda, sana ne pahasına olursa olsun inanıyorum. Yerde kalacağına inen tüm gölgelere rağmen koşmaktan ve yürümekten vazgeçmeyeceğine. Çünkü sen, tüm yaşamını daha açık hale getirirsin. Tekrar tüm gölgeler düştüğünde, sen parlayacaksın. Koşmaya devam et. Güneş her zaman doğar, güneş her zaman vardır Pradu. Bence sen bulutların arkasında onu göreceksin. Duvar belkide seni ısıtacak bir ışıktır... Aklın hep dolaşıp duruyor, ben bunun farkındayım. Yıllar sonra çocukluğun tekrar sana geri dönecek, bir kuş ve tüm sırlar ile birlikte. Kaybolduğunda ait olduğun yere dönmen için. Orman kararacak ve tüm ağaçlar gittiğinde bir çok şey ezici olduğunda o sana geri dönecek sonra sen onu gördüğüne çok sevineceksin Pradu ve sana yemin ederim ben seni gördüğüme çok seviniyorum. '' 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Kanattığın yarayı nefesinle kuruturken Çalıların arasına uzanan gölge hangi oyuktan geldi ? Geçerken yanından sersem ve esintili, Hatırl...